logochannels

ÖLÜM VE YAŞAM İÇ İÇE (2)

Kim Ölecek?
Hiç uzatmak istemiyoruz ve bu sorunun cevabını hemen vermek istiyoruz “Siz” basit gibi görünüyor. Ama burada asıl önemli olan sizin KİM olduğunuzdur. Amacımız kafanızı karıştırmak değil. Farkındayız konu biraz karışık gibi ama merak etmeyin, birazdan aradığınız cevapları karşınızda bulacaksınız.

Algıladığınız Herşey Elektrik Sinyallerinden İbaret

Varlığınızın kanıtı, algıları analiz edebilmeniz yani düşünüyor olmanızdır. Duyarsınız, görürsünüz, koklarsınız, dokunursunuz, tadarsınız ve bunlar varlığınızı şekillendirir. Bu algıların sizde nasıl vuku bulduğunu düşündünüz mü hiç ? çevrenizde gerçekleşen tüm olaylar aslında elektrik sinyallerinden ibarettir. Dış dünya olarak tanımladığınız şey; kulağınızın, gözünüzün, burnunuzun, teninizin ve dilinizin beynnize aktardığı elektrik sinaylleriyle tanımlanır. Dış dünyanın , sadece bu duyu organlarınızın vasıtasıyla algılarından ibaret olduğunu düşünürsünüz hep. Ama durum farkılıdır…

Birşeye bakarken onu gözünüzle gördüğünüzü sanırsınız. Halbuki görme işlemi gözünüzün beyine ilettiği elektrik sinyalleri sayesşbdei beynin görme merkezinde gerçekleşir. Şimdi bunu biraz açalım: Gözünüze çarparak size görüntüyü getiren ışık, gözünüzde bir dizi işlemden geçerek bir elektrik sinyaline dönüşür ve sinyal “Sinirler” adı verilen biyolojik kablolar vasıtasıyla beyine iletilir ve orada birkaç cm büyüklüğündeki görme merkezinde analiz edilir. Yani aslında gözünüzle değil beyninizle görürsünüz.

Yüksek bir ışığa bakarsanız, gözünüz kamaşır ama bunu sağlayan o ışık yüzünden beyninizin gözünüze gönderdiği farklı bir elektrik sinyalidir. Bunu size yapanın ışık olduğunu düşünürsünüz ama görme işleminin gerçekleştiği kafatasınızın içinde hiç ışık yoktur. Orası kapkaranlıktır. Kısacası ışık ile hiçbir direkt temasınız olmadığı halde yüksek ışığa maruz kaldığınızı hissedersiniz. Bu durum tüm duyu organlarınızın şöşn geçerlidir. Ses duyduğunuzu sanırsınız ama duyduğunuzu sandığınız şey; aslında kulağınıza ulaşan ses dalgalarının kulağınız tarafından elektrik sinayllerine dönüştürüldükten sonra beyninize aktarılması ile kafatasınızın içinde gerçekleşen elektriksel bir işlemdir. Hem dekafatasınızın tüm seslerden yalıtılmış bir ortam olmasına rağmen. Bütün vücudunuz beyninize elektrik sinyalleri taşıyan sinir adı verilen bu biyolojik kablolarla öürülüdür.

Elinizle sıcak birşeye dokunduğunuz zaman elinizin yandığını zannedersiniz. ama burada da durum aynıdır. Isı, yine belli bir elektrik sinyali olarak beyninize gönderilir ve acıyı orada hissedersiniz. ” Peki elim neden su toplar? ” diye soracak olursanız onunda cevabı şudur: beyniniz; elinizle cevap olarak “su topla ve kendini serinlet” emrini taşıyan bir elektrik sinyali gönderir. ama yinede durum değişmezacı hala beyninizin içindedir.

Tat sinyallerini, beyine yollamakla görevli olan ise dilinizdeki reseptör hücrelidir. burada da durum farklı değildir: tıpkı burnunuzdaki reseptör hücrelerinin beyninize koku bilgisi taşıyan elektrik sinyalleri göndermeleri gibi.

Bir elma yediğiniz zaman o elmanın, sadece beyninizde oluşturduğu algı ile muhattap olursunuz. Sizin elma dediğiniz şey; onun sertliği onun şekli, kokusu ve tadı olarak beyninizde oluşan elektrik sinaylleridir. Ve tüm bunlar, günümüzde kanıtlanmış bilimsel gerçeklerdir.

Belden aşağı felç geçiren birinin, vücudunun belinden aşağı kısmını hissetmemesi örneğini ele alalım. Tüm elektrik sinyallerinin, bütün vücudumuzu bir kablo ağı gibi saran sinirler vasıtasıyla taşındığını söylemiştik. Bu felçi insanınbacaklarına dokunsanız veya iğne bile batırsanız bunu hissetmeyecektir. Uç bir örnek olacak ama o kişinin bacaklarını kesseniz bile hissetmeyecektir. Hatta o sırada gözleri kapalı ise bundan haberi bile olmayacaktır. Bunun sebebi o kişinin bacaklarından beynine giden sinirlerin, bir noktada (belinde) kesintiye uğraması ve sinyalerin bilgi-işlem merkezi olan beyine ulaşamamasıdır. Bu yüzden ne bacaklarından sinyal alabilir ne de bacak kaslarına sinyal gönderip onları hareket ettirebilir.

Bu kişi vücudunun belinden aşağı olan kısmı “yoktur” onu sadece gözleriyle görerek ve eliyle dokunarak algılayabilir. Çünkü bu ordanların sinyallerini taşıyan sinirler belden yukarıdadır.
Özetleyecek olursak; algıladığınız herşey tamamen elektrik sinayllerinden ibarettir. Ve tüm algılarınız, beyninizde gerçekleşir. Işıkla hiç bir zaman muhatap olmazsınız. Sesle veya maddeyi oluşturan atomlarla da.. Ama sesi duyduğunuzu, ışığı gördüğünüzü tat ve koku aldığınızı dokunarak hissettiğinizi sanırsınız hep. Tüm bu olayların gerçekleştiği yer olan beyninze sadece ve sadece ekejtrik sinaylleri ulaşır.

Şundan emin olabilirsiniz kibugüne kadar, “Dış dünya” olarak tanımladığınız ortam ile hiçbir direkt temasınız olmadı. Öyleyse “Madde” nin varlığından nasıl emin olabilirsiniz?

Cevap verebilmek için aşağıda bulunan yorum kutusunu kullanınız. Kullanıcı cevapları için @isim

Yorum Gönder

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.